Orkestra Şefliğinin Ortaya Çıkışı
Şef mesleği iki yüz yıllık; öncesinde orkestrayı kim yönetiyordu?
Bugün bildiğimiz anlamda orkestra şefi, on dokuzuncu yüzyılın ürünüdür. Öncesinde topluluklar başka yollarla yönetiliyordu.
Barok dönemde klavsen çalan sürekli bas icracısı ya da birinci kemancı grubu yönlendirirdi. Yönetim çalarak yapılıyordu: tempo, giriş işaretleri ve cümleleme kararları çalgının içinden veriliyordu. Bu düzen küçük topluluklarda iyi işler.
Orkestra büyüdükçe bu yöntem yetersiz kaldı. Yüz kişilik bir toplulukta çalarak yönetmek mümkün değildir; ayrıca romantik dönem yazısı sürekli tempo ve dinamik değişimi ister. Ayrı bir yöneticiye ihtiyaç doğdu. Geçiş kademeli oldu. Bazı yönetmenler rulo hâlinde kâğıt ya da yay kullandı; baton kullanımı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında yerleşti. Mendelssohn, Berlioz ve Wagner bu geçişin belirleyici isimleridir. Wagner'in tempo ve yorum üzerine yazdıkları, şefin bir zaman tutucu değil yorumcu olduğunu savunur.
Yirminci yüzyılda şeflik, orkestra kimliğini belirleyen bir konuma geldi. Bir topluluğun sesi, uzun süre çalıştığı şefin tercihleriyle biçimlenir; ton, denge ve üslup kararları prova sürecinde yerleşir.
Teknik olarak şefliğin araçları sınırlıdır ve bu sınırlılık ustalık gerektirir. Sağ el genellikle tempo ve vuruş desenini taşır; sol el ifade, giriş ve dinamik ile ilgilenir. Bakış, nefes ve duruş da aktif araçlardır.
Prova, şefliğin asıl işidir. Konserde yapılan şey, provada kurulmuş kararların hatırlatılmasıdır.
Derslerimizde topluluk çalışması yönetim kavramıyla birlikte verilir. Kursiyer sırayla yönetme görevini alır; giriş işareti vermek ve tempo kurmak ayrı bir beceridir.
Soru ve cevap
Şef tam olarak ne yapar?
Asıl işini provada yapar: tempo, denge, cümleleme ve üslup kararlarını kurar. Konserde bu kararları hatırlatır ve girişleri güvenceye alır.
Küçük toplulukta şef gerekir mi?
Gerekmez. Oda toplulukları nefes, bakış ve hareketle yönetilir; bu, dinleme becerisini daha da geliştirir.
Bu konunun dersi
DerslerimizOrkestra, Grup Koçluğu ve Combo