ANKANOM WhatsApp'tan yazın
Konservatuvar ve sınav

İyi Çalmak ile İyi Öğretmek Aynı Şey Değil

İcra ve öğretme farklı beceri setleridir; biri diğerini kendiliğinden getirmez.


Müzik eğitiminde yaygın bir varsayım vardır: iyi çalan biri iyi öğretir. Bu varsayım, öğretmen seçiminde ve meslek yolu kararında sık sık yanıltır. İki iş arasında ortak bir zemin bulunur, ancak gerektirdikleri beceriler aynı değildir.

İcracının işi, bir eseri belirli bir düzeyde seslendirmektir. Bunun için gereken şey büyük ölçüde kendi bedeninde kurulmuş, otomatikleşmiş bir beceridir. Otomatikleşmenin doğal sonucu ise şudur: icracı yaptığı şeyi nasıl yaptığını çoğu zaman adlandıramaz. Hareket bilinç düzeyinin altına inmiştir.

Öğretmenin işi ise tam bu adlandırmayı gerektirir. Bir kursiyerin neden yapamadığını görmek, sorunun kaynağını ayırt etmek ve o kursiyere uygun bir ara adım üretmek. Bu, icra becerisinden farklı bir analizdir. Kendisi hiç zorlanmadan öğrenmiş bir icracı, zorlanan bir kursiyerin nerede takıldığını çoğu zaman göremez.

İkinci fark iletişimdedir. Öğretmen, aynı şeyi farklı kursiyerlere farklı yollarla anlatabilmelidir. Bir kursiyer görsel bir tarifle, bir başkası bedensel bir duyumla, bir diğeri sayısal bir ölçüyle kavrar. Tek bir anlatım biçimine sahip bir öğretmen, o biçime uyan kursiyerlerde başarılı, diğerlerinde başarısız olur.

Üçüncü fark sabırdır ve öğretilebilir bir şey değildir. Aynı hatayı yedinci kez düzeltirken tonunu bozmamak, öğretmenliğin günlük gerçeğidir.

Dördüncü fark planlamadır. Öğretmen, tek bir dersi değil aylara yayılan bir sırayı kurar: hangi beceri hangisinden önce, hangi dağar hangi tekniği hazırlıyor. Bu, icracının gündeminde bulunmayan bir iştir.

Bu ayrım, meslek yolu seçen genç için önemlidir. Öğretmenliği hedefleyen bir aday, tek bir çalgıda uç düzeye çıkmaktan çok dengeli bir yeterlilik geliştirmelidir: çalgı, ses, işitme, ritim ve pedagojik yatkınlık. Müzik öğretmenliği bölümlerinin sınav yapısı da bunu yansıtır.

Öğretmen seçen kursiyer için de aynı ayrım geçerlidir. Bir öğretmenin sahne geçmişi bir gösterge olabilir, ancak tek başına yeterli değildir. Bakılacak şeyler daha çok şunlardır: kursiyerin sorununu tarif edebiliyor mu, ara adımlar üretiyor mu, ilerlemeyi ölçülebilir kılıyor mu, farklı yaş ve düzeylerle çalışmış mı.

Tersi de doğrudur: iyi bir öğretmen olmak için uç düzey bir icracı olmak gerekmez, ancak öğrettiği düzeyin belirgin biçimde üstünde olmak gerekir. Gösterebilmek, tarif etmenin yerini tutan en güçlü araçtır.

Verimli olan durum, ikisinin bir arada bulunmasıdır: hem çalan hem çaldığını adlandırabilen bir eğitmen. Bu birleşim kendiliğinden gelmez; öğretme becerisi de ayrıca çalışılır.

Derslerimizde eğitim kadrosu konser ve sahne deneyimi olan, aynı zamanda uzun yıllardır eğitim veren müzisyenlerden oluşmaktadır.

Soru ve cevap

Öğretmen seçerken neye bakmalıyım?

Sahne geçmişi tek başına yeterli değildir. Kursiyerin sorununu tarif edebilmesi, ara adımlar üretmesi ve ilerlemeyi ölçülebilir kılması daha belirleyicidir.

Öğretmenlik için konservatuvar şart mı?

Şart değildir. Müzik öğretmenliği bölümleri dengeli bir müzikal yeterlilik arar: çalgı, ses, işitme, ritim ve pedagojik yatkınlık.